10.
dalgalar denizin bir parçası
dalga denizi duyumsatmalı bize her zaman için
ancak bu şekilde anlam varolur
yoksa varlık parçalanır
parçalar bütünleştirilemediği zaman
anlam kaybolur
saçma gündeme gelir
İNSANIZ
insan tanrıdan rol çalmaya çalışıyor ama nafile
insan insandır
aynı olan her şey mi yoksa her şey hep aynlaşıyor mu
aslında aynı olan bize aynada olabiliyor
mesela galiba aynıya aynadan bakabilmek
aynıya aynadan bakarsak aynileşmeyi görebiliriz
aynı da ayrımlar yapabiliriz
alışkanlıklarımızı tercihe dönüştürebiliriz
öncüllerimiz ne ise
önlemlerimizde ona göre koşullanıyor
bizim için kriter inancımızda
Allah merkezli bir hayattır
bizde gelecek ahirettir
işte burada
tabiki düşüşler olucak
zaten dünyaya düşmedik mi
düşüyoruz ki düşünüyoruz
denge-denge-denge
bizim için bu çok önemli
yaşam bir dengedir
sunnetullah bir denge üzerine kurulu
mesele dengeyi yaşamsallaştıramamamız
bizim öğretimiz
bizi bir denge üzerine eğitiyor,şekillendiriyor
insana bütün yaklaşıyor,parçalamıyor
insanın yapısı/fıtratını bütün olarak algılıyor ve öğretilerini bunun üzerinden veriyor
sizin hayatınızda ne eksik ise
onu tamamlamalısınız
insan eksiklerini tamamlamak için var ve burada
insan cüzlerini tamamlamalı
burada pratik düşünmek/eylemek gerekiyor
felsefe boşluğa düşürüyorsa
dolu olmayan bir şeyler vardır
teoriler,fanteziler,arebesk bizim algı düzeyimize düşmemesi gerekiyor çoğu zaman
düştükçe insan kendi ile oynama/oynaşma moduna giriyor
bu insan olmaya insani gelişmeye ket vurabiliyor
ölçüler önemli
ölçerek almamız önemli
ölçüleri algılamamız önemli
ölçüsüzlük intiharla eş değer
bir çoğu da bundan intihar etmedi mi
ölçülerimiz doğrusunda yaşamamız gerekiyor
veya bunun mücadelesini vermemiz gerekiyor
biz müslümanız ve sünnetullah ile yaşarız
ama bu birilerin algıladığı aynileşmek demek değil
bu sonsuzlaşmaya doğru giden bir serüvendir
sonu olmayan sonrası/ahiret olan bir serüvendir
gelişim-değişim,yücelme-alçalma düşme-düşünme bu serüvenin sünnetidir
eylem olmadıkça bunun üzerine kurulan felsefeler boşluğa düşer fantezi/arabeski doğurur
yapmak,yaptım demek sağlam bir felsefenin başlangıcıdır
yapıcam ,yapmalıyım demek ise fantezilerin başlangıcıdır
aynıyı ve ayrımı yapmak gerekiyor
desteği yaşamsallaştırmamız gerekiyor
destek,sürekli destek
yaşamsal destek
her insanın imtihanı farklıdır
bazılarının imtihanı aklı:
bazılarının kalbi
bazılarının bedeni
bazılarının çevresi
bazılarının çocuğu
bazılarının……………
önemli olan kendi imtihanımızın farkına varabilmek
Çağın problemi görüntü galiba
insan görüntüye kilitlenmiş gibi
bu ciddi bir tehlike gibi gözüküyor
zamanla bir şansa döner mi bilmem
genel anlamda insanlar
değerlere çok ilgisiz
ideoloji bitti artık
nihilist ve faydacı bir bünye var
bu zamanla sorgulamaya döner de bir bilinçlenme sürecine
evrilirse daha sağlıklı bünyeler oluşabilir
yoksa bu fasit bir daire
dolap beygiri gibi oldular
dön babam dön
başları dönünce hoşlarına gidiyro
nereye bu gidiş bakalım
?
sıradanlaşan bir şeyler var o zaman hayatında
sıradanlaşan duygusal yoğunlukların olmasın
insanın merkezi kendisidir
nasıl bakarsan öyle görürsün
bakışında bir yıpranma var
bakışın yakmıyorsa ateşi
ateş küllenmiştir tahminim
bu bu ana kadar yaşadıklarınla
yıpranmışlıklarınla ilişkili bir durumdur tahminim
daha somut anlamada düşünmeye çalışırsak
iş telaşı ,çevrenin olumsuz bakışları
yani sana dışardan etki eden her şey
çoğu zaman yenilememiz gereken kendimizizdir
çünki motor insanın kalbidir
ben normal derken abartmamak gerektiğini
vurguluyorum
neden?
eden bir şeyler var
insan bunu çözemiyorsa
net görülemeyen bir durum var
bu da çoğu zaman bakışımızdan kaynaklanır
genel anlamda bu böyledir
insan bireyi için
bakışımız da pus varsa
bu gözümüze ait bir sorundur
yoksa dışarıda ki sorunu insan hemen anlamlandırabilir
çünki somuttur
ama içeriden kaynaklanan bir etki var ise bunu algılamak zordur
çünki soyuttur
etkilenmemek insanın tabiatına aykırı
etkilenmiyorum demek
ben insan değilim demekle eş değerdir
belki de önemli olan
hem içerden hem dışarıdan bakabilmek
ama ben yine de kendi adıma da konuşursam
çoğu zaman sorun kendi sorunsallaşan bünyemizdedir
bir kere
İSTEK kavramı
insanın kendi beni ile ilgili bir kuvvedir
istiyorum diyebilmek için
benliğimizin aktif olması gerekiyor
yani demek istediğim
monotonlaşan aslında hayat değil kendi benliğimiz/varlığımızdır
burda tahminim sorgulamamız gereken
yine kendi hayatımızdır diye düşünüyorum
mükemmeliyetçilik insanın kendi yapısını inkar etmesidir bir anlamda
ama idealistlikle karıştırmamak lazım
işini iyi yapmayı istemek başka
bir de bu isteğin bir hastalık haline gelip
iyi olmadığı zaman insanın hayatını dumura uğratması başka
ikincisi mükemmeliyetçinin alanına giriyor
mükemmellik insana ait değildir zaten
mutlaklık tanrının vasfıdır
insan kelime kökü itibari ile
nakıstır,yani eksiktir
ve kendini tamamlamaya çalışır
yaşamı da bu tamamlama faliyetidir bir nevi
konu ile ilgili basit bir iki önerme
insan sorunsuz olmak istiyor
bu mükemmeliyetçlik
ama insan sorunsuz olamaz
bu da imkansızlık
işte mükemmeliyetçi imkansızı arar
tabi bu kullandığım cümleler
kavramsal olarak böyle
muhataba göre olaylara göre değişebilir her şey
önermeleştirelim;
insan mükemmel değildir
ama mükemmeli arar
burdaki mutlak tanrı olursa bir sorun yok
burda tanrı yok ise kendi vardır
bu tanrı olmayı istemektir
şeyten hz. ademi sonsuz olmakla kandırdı
meyveden yersen sonsuz olursun dedi
insanın yapısında var mükemmeli aramak ve istemek/
ama insan mükemmel olmadığı için /
mükemmel olana tabii olmak durumundadır
çünki insan bütünden bir parçadır
parça bütündeki yerinde anlamlıdır
yani insan kuldur
bu formatta yaratılmıştır
insanlar soruları kendi sormadıkça
senin sorman bir şey ifade etmiyor
merak uyandıracak
ilgiyi arttıracak projeler geliştirilmeli
ama şimdi öyle bir gençlik var ki
mesafeli
kültürel meraktan uzak
her şeyi kısmen kafasına göre yorumlayan
yani yeni bir insan modeli var
yoksa uğraşırız ama yıpranırız,verim vermez.
8.
iyiliği istememiz/eylememiz gerekiyor
insandaki yapı dualisttir
bu anlamda iyilik
hem istemektir hem yapmaktır
zihinde istemek, yaşamda olmaktır
-ama neyinizle ne kadarınızla,?
bu neliği ve ne kadarlığı hayat tanımlarımıza göre değişir
ölçü bu tanımdakı neliğe vurulmalıdır
özne nesne ile ilişki kurar ve eylem vareder
mantık bir bütündür
demek istediğiniz teori ile pratik arasındaki
çelişkiyi kastediyorsanız
bu aralık insan olmanın mücadelesinin verildiği alandır
işte burda insan gayret eder ve iyi olmaya çalışır
önemli olan da gayret etmesi/kulluk yapmasıdır
ama şeytan bu aralıkta zayılıkları zaafa uğratmak ister
insanı düşürmek ister
insan buna direnir
ama insan düşecektir
düşmesi de insan olmanın sıfatlarındandır
işte burda geliyor soru sorun şeklinde:
insan düşebilir-düşer
ama insan düşer ve düştüğü yerde düşünür
anlamlandırır ayağa kalkar ve yürür
insanın bütününde ne olmalı ?
Anlam
ve dolayısıyla
Allah
varoluştan Allah ı aldığınız zaman anlam gider
anlamsız bir okuma yapmaya çalışmak da
saçmanın engeliyle karşılaşır
varoluşa kendini bırak derken
varoluşu sevmeyi dünyayı bir değer olarak görmeyi kastediyorum
insanın yaşadığı anı sevmesi aldığı soluğa anlam vermesini
hayatı sevmesini kastediyorum
insanın kendini gerip hayatı kendine zindan etmesi doğru değil
ama kastettiğim özgürlük saçmalıkları değil,
öz tanımlamasına göre özgürlük anlayışı değişir
bu tercih meselesidir
“insan kendini kendini yapan ve kullanan bir varlıktır” derken
insanın kendikişiliğini bünyesini inşaa etmesini kastediyorum.
mesela içtiğimiz sigaraylabünyemizi zehirliyor ve sağlığımızı
yanlış yönde bozuyorsak her konu da
insan bütün zihinsel ve eylemsel faaliyetleriyle
kendi kendini inşa ediyor,yapıyor, kuruyor.
zaten dünya da bunun için var değil miyiz kendimizi
anlamlandırarak kurmak için.
genç demek nedir
hareketi hızlı olan demek
kanı hızlı akıyor
sorunda bu hızda
hız genci kesiyor
benliğini aksatıyor
hiç bir şey yok
ama o “yok”u var etmiş
sorunu “sorunsallaştırmış”
insan boş duramıyor
mutlaka ya yapıcı düşünceler ve tavırlarda bulunacak
yada bozucak bir şeyleri
tabiat böyle
boşluk yok
bunlar gerçekten ,
insanın tabiatındaki psikolojik diyebileceğimiz kanunlar
nasıl su içmek fiziksel bir kanun ihtiyac ise
yapımızda psikolojik ruhsal kanunlarda var
ama biz bunları görmüyoruz çoğu zaman
sizin ikinizin kuracağı bir dünyada BİR haline gelmeniz
evlilikte şefkat var
diğer ilişki tarzlarında mesafe var
karşılıklı bir duruş var
evlilikte ise mesafe yok
bu çok hoş
6.
şunu unutmamak lazım
/deniz dalgalı mıdır
dalgalıdır
ki insanda dalgalı bir tabiatta yaratılmıştır ki
Allah bu dalgalara karşı nasıl
yöntem izleyeceğini göstermiştir
yani herşey herşey
insanı etkiliyor
etkilere açığız
ıste belkı o geçıci bunalım
sorunlar bitmez değişir
bunalım dediğiniz de bir sorundur
sorunların olmamasını istemek ;insan olmayı istememektir
bu ayrımı görebilmeliyiz
işte buradaki konumumuz ne müslüman olarak
sorunlara müdahe etme tarzında
biz sorunları yaratılış;islam doğrultusunda müdahale etmeye çalışırız
bu değil midir kulluk
işte bu dediğimizde amaca yönelik eylemlerimizin bütünü oluşturmayacak mı
varoluş amacımıza göre
sorunlarımıza müdahale edicez
mesela alkol almayacağız
ama helal olan içecekleri kullanacağız
mesela kendi neslimize düşman olmayacağız kardeş olacağız
nefsimizdeki kötü vasıfları temizleyeceğiz (şems7-10)
yani aslında bu kadar basit
şeytan bizi kandırmamalı
sen zaten işe yaramazın birisin
kendine dermanın yok
falan filan
Allah bizi yaratmış mı
yaratmış
bize değer vermiş ve varoluşa getirmiş
bizimde bu değeri kendimize verip
kendimize saygı duymamız lazım
hiç birşey için olmasa bile
Allah bizi yarattığı için kendimize saygı duymalıyız
mevlana “varoluşumuzda senin bağışın “der
bakın bizim bir sorunumuzda
yaptıklarımızı çok küçümsememiz
güvenin boşluğa düştüğü ,insanların dost bulmakta zorlandığı bir zaman diliminde
biz arkadaşımızla bir bardak çay içmeyi boşa geçen vakit olarak
değerlendiriyoruz
yani düzgün düşünmek laızm
“ölçüleri yanlış olanın bütün ölçümleri de yanlıştır “
diyor biri
kafadakı ölçüleri iyi kontrol etmek lazım
bir doğru doğru mekanda ve zamanda ve doğru kişiye söylenmezse o doğru
olmaktan çıkar
yani hem kendi adımıza
hem de toplum adına kafamızdaki ölçüleri iyi kontrol edelim
virüs varsa temizleyelim
her insan bişeyler abartır
kimisi kendini kimisi kadını
kimisi eşyayı
şişeyi
neyse yani…
herkesin mutlaka takıntıları vardır
ama önemli olan bunların olabilir şeyler olduğunu kabul etmek
bir de şu var bir şeyi sorun olarak addediyorsak
bunu inceleyip
konumunu tesbit edip
sorunsallaştırmamak lazım
önemli olan anlamlı bir hayat sürmek anlamlı ilişkiler kurmak diye
düşünüyorum
insan bencildir herhalükarda kendini benini düşünür
siz şuan bir boşluk yaşıyorsunuz
bir yanınız eksik
hayatınızı bir insan ile birleştirmek var
ki bu erkek için de kadın içinde aynıdır
çünkü kodlanış gereği;yani yaratılış gereği bu böyledir
siz şimdi bunu hayırlısıyla tamamladığınız an
bir doygunluk gelicektir
eksik olan yanınız tamamlanacak
ve siz bu eksikliğin verdiği alandan düşünmeyi değiştireceksiniz başka bir
ruh haliyetiyle olaylara nesnelere bakacaksınız
bence şuan “boşluğunuzla oynuyor”sunuz
artık yaşadığınız olgu dan bağımsız ama olgudan ders alarak kendi
kişiliğinize olgunluk insanilik şefkat paylaşma katabilmelisiniz
muhakkak ama yaşın verdiği
bir fizyoloji ve psikolojik durumlar var
genç demek hızlı demek mesela
bu dönemde çok geçişli düşünüyor insan
çok hızlı çok yaşıyor bir çok şeyi kendi içinde
çok yoğun yaşıyor
kendi bağlamlarına oturtmuyor bir çok şeyi
bunun için deli kanlı diyorlar tahminim
kan deli gibi akıyor damarda
peygamberimiz ne diyor
gençlik delilikten bir şubedir “diyor
yani dönemsel özellikler var
ne kadar farklı karakterler de olsak ta
5.
insanları anlamak istiyorsan EMPATİ yapacaksın
bu çok önemli
kendini karşıdakinin yerine koyacaksın
ve bencil olmamaya çalışacaksın
dinlemeyi bileceksin
paylaşımcı olacaksın
anlamaya/yaşamaya çalışmak lazım
korku bir bolon gibi
ufak bir değintide gider
deneyerek öğrenirsin oturduğun yerden fantezi kurarak değil
denge tam bulunmaz
bulunmaya çalışır
insan için tam diye bir şey yok
insan eksiktir
eksiklerini tamamlamaya çalışır
insan ilişkilerinde her zaman YANILMA payını koymalısın
hayata yeni adım atıyorsun
kendine kesin noktalı düşünceler koyma.
anlamaya çalış
kendine işkence etme
düşüncelerin duygusal ama mantıklı değil
merkezine insanları alma
insani değerleri al
insani değerleri insanlar uğruna feda etmek doğru değil
“bir doğru öbür yanlışa götürmemeli”
önemli olan kendi kişiliğimizi oluşturmamız
kendi dünyamızı anlamlandırmamızdır
insanlar hata yapabilir
buna şaşırmamak lazım
insanları yanılmaz kabul etmekle insan tabiatına aykırı düşünme
paylaşım muhakkak olacak, olmalı
ama bu paylaşım hatasız olmaz
kendini germe kendini izle sadece
öncelikle kendimizle diyaloğumuz
çok önemli
kendimizle konuşabilirsek
bir çok problemi de aşarız diye düşünüyoruz
mesela
sinirliyiz
kendimize bunu anlatabilirsek
ya ben sinirli bir insanım
kendime bu konu da dikkat etmem gerekiyor
bunun bilincinde olarak
ilişkilerimiz daha normalleşir
4.
İş ve Eş
faktörü benliğimizi örüyor
iki faktör
bulunduğumuz ortamlar bizi yutmamalı
ortamlar bizi orta insanı yapmamalı
ama sürekli bir donanım arayarak vakit geçirmek te biraz kendimizi kandırmak
gibime geliyor
düşünebilmek belki de en büyük donanım
insanın kendi gündemini kendi belirlemesi gerekiyor
çevreniz sizin kişiliğinizde örülmüş birer tuğla olucaktır
insanın çevresi demek aslında insanın kendisi demek
bu bu yüzden iyi seçin muhatap olduğunuz insanları
kişiliği bozuk tiplerden uzak durun
kıskanç, kibirli tipler insan kişiliğine konan birer bomba gibidir
ne var ki bu hayatta zaten
dostuluk olmadıktan sonra
düşünmedikten sonra
paylaşmadıktan sonra
kul olmadıktan sonra
ne olabiliriz ki
saçma sapan bir yaratığa dönüşürüz
beklentilerimizi iyi deşifre etmek lazım
absürt ve saçma olanlarını temizlemek lazım benliğimizden
ben buna pozitif bakmak tan ziyade hayata olduğu gibi bakmak diyorum
eğer hayata pozitif bakmaya çalışırsak negatif bakmak gibi bir alternatifi
de kabul ederiz
pozitif bakmaya çalışmak aslında
bir zorlama
bu da insanı gerebiliyor
olduğu gibi değerlendirebilirsek
başka bir seçeneğimiz kalmaz
zaten bir şeye olduğundan farklı bakmak o şeyi abartmak tır
bu pozitif veya negatif farketmez
ikisi de insanı geriyor zarar veriyor
önemli olan tabiatı görebilmemiz
olduğu gibi kendi bağlamında değerlendirebilmemiz her şeyi
aşk acısı bir aşık için güzel olmalı,zevkli olmalı.burda aşk
kavramına hangi değeri yüklediğimiz önemli diye düşünüyorum.ama
kaybetmek kötü bir durum.herşeyi kaybedelim ama kendimizi
kaybetmeyelim.zira
kendimiz olmazsak hayatın bir anlamı olmaz.sizin
için demiyorum ama “onsuz yaşayamam” mantığı saçma bir mantık.”onsuz
yaşayamaz” isek zaten yaşamıyoruzdur.kendi hayatımız yoktur diye
düşünüyorum.
3.
Kolayına kaçıyoruz
hüzün edebiyatına yatıyoruz
uyumayı tercih ediyoruz
sağlam durmayı
zihni açık olmayı
gönlü açık olmayı
es geçiyoruz
uyuşmayı seviyoruz
Ağlama değil anlama
sürünme değil yürüme
mızmızlık değil olgunluk
aslında nerde hatamız var biliyoruz
ama işimize gelmiyor
böyle kolayımıza gidiyor
Bitmemeli/itmeli
acı edebiyatı yok bizde
bunalım yok bizde
yaşam var
yaşama katılma var
En doğru insan mı?
“doğru” kriterlerinize uyuyorsa
doğru insandır
ama en doğrusu
belirsiz bir tamlama
bunun sonunu ve tesbitini yapamazssınız ki
en doğru dediğiniz zaman
bu en her zaman değişebilir
tam birebir bir tamlama yapamassınız kimse ile
bu tamlama yapamayışınız size en doğru kaygısını vermemeli
önemli olan insanı iyi tanımlamamız
özelliklerini iyi keşfetmemiz
bunu yapamazssak
hiç bir şeyi anlayamayız
mesela
bir makine aldın
kullanmasını bilmedikten sonra
işlevini nasıl anlayabilirsin ki
Neden sıkıldınız işten mi kendinizden mi hayattan mı
-herşeyden
bu her şeyi tetikleyen bir şeyler olmalı
sizi asıl sıkan/sıkıştıran nedir?
-parçalara bölemiyorum
parçalamak acıtır.
parçaları bütünleştirmeye çalışsanız anlam o zaman kendini farkettirir
2.
Temmuz 7, 2008
herkes ayrı bir dünyada yaşıyor
ayrı bir duyarlılığa hitab ediyor
herkes herşeye hitap etmez
insanlarla kendini konumlama
insanlar önemli değil
önemli olan senin kendi değerlerin ,kendi kişiliğin
insanlarla ilişki kurmak farklı
insanlara bağlanmak farklı
kendimizi kişiliğimizi insanlarla düğümlememek gerekiyor
yoksa her insan ayrı bir dünya
arap saçına döner herşey
birey toplumda yaşar bu doğru
ama birey toplumu aşmalı
birey özelliğini koruması için
yoksa sürüden bir örnek haline gelir
dikkate almak ayrı dikkatli olmak ayrı
hem dikkate alıp hem dikkatli olursan
neye ne kadar değer vereceğini öğrenirsin
böylelikle değer sapmaları olmaz
yıpranma oranın azalır
sağlıklı ilişkiler
karşılıklı anlayış ve saygı üzerine kurulur
iradenin dışında gerçekleşen şey senin nefsin olmasın
erkek ve kadında her zaman için çekim kuvveti vardır
tabiatımız böyle
bu kuvvetler doğru kullanılmaz ise:
bir gün silaha dönüşebilir
kendi kararını vereceksin
bu senin hayatın ve çok özel bir alan
burda insanların ne dediği önemli değil
önemli olan senin kendi kararını kendin vermen
ilkler özeldir
ilkler her zaman güzeldir
ilk olduğu için de öyledir biraz
ama sana şu kadarını söyleyeyim
insan ilişkileri çok farklıdır
mesela bir insanla arkadaş olabilirsin
ama o insan ile ev arkadaşlığı yapılmayabilir
birine aşık olabilirsin
ama o insan evlenmeye müsait olmayabilir
bunu sen kendi arkadaşlarından da görmüşündür
insanların karakterleri çok değişik:
aşk dediğimiz olgu
insanın algılarını kapatır
sarhoş yapar
bu güzeldir
ama ayılınca güzel gözükmeyebilir
sana şöyle bir uyarı yapayım
kendinle “oynama”
sen artık çocuk değilsin
belli bir yaştasın
doğru düşünmelisin
ki doğru şeyler yaşayabilesin
sen kendi ayakları üzerinde durabilecek yaştasın artık
bizim gibilerin yardımı olmadanda uçabilirsin
kanatlarını açman yeterli
boşvere boş vere bu hale gelmedin mi
sorunlarından kaçma:
üstüne git
gitki
küçülsünler:
senin gözünde büyümesinler
Gündeminizin olmaması da imkansız
işte siz bütün bu gündemlerin geçmişin, şimdinin, geleceğin hepsinin
oluşturduğu bir bütünsünüz
parçalı düşünmeyin yeter.
-ne yapabilirim peki?
duygusal yoğunluğunuzyu
parçalamayın
-parçalanmak nedir?
Parçalamak; dağınık düşünmek ve dağınık yoğunlaşmalarda bulunmak
yani ABARTMAMAK
İNSAN OLUŞUMUZU GÖRMEK
İNSAN OLUŞUMUZU KABUL ETMEK gerekiyor.
-ben bunları reddetmiyorum ki
mesele reddetmek değil benimsemek
kanıksamak da değil benimsemek
benim-sev-mek.
bilmek ayrı
benimsemek ayrı
bilebilirsin
ama benimsemeyebilirsin
bilmek ile benimsemek çok farklı
benimsemek gönüllü bir anlayış ve edimdir
kanıksamak zorunlu bir bastırış,
reddetmek te anlamsız bulmaktır.
ABARTI
Normal olduğunu bilmediğimiz, normal olması gerektiğini algılayamadığımız
için abartıyoruz
abarttığımız içinde çığrından çıkarıyoruz her şeyi
normal olarak algılayamadığımız için abartıyoruz sorun burda
her insan teki olarak değişik boyutlarda, frekanslarda yaşıyoruz bunları
sabahlar olmayacak gibi oluyor
karanlıklar aydınlanmayacak gibi oluyor
ama işte
insan tabiatını bilmediğimiz için yaşadıklarımız şahsımıza münhasır gibi geliyor.Ama insanın belli bir tabiati ,belli bir yaratılış formatı var.Bunu görebilmek,anlamak gerekiyor.Yoksa kafamızdaki yanlış ölçülerle ölçümler yapıyoruz ve ölçtüklerimizde yanlış oluyor.
GEL-GİT
Tabiatımız da
gel-gitler var.
Gel-git sürekli yaşanan bir hal
gel-git;sorunlu bir yapı doğuyor
sorunlu yapı;amacı doğuruyor
işte amaç; sorunlu yapıya
Allahın istediği müdahele de bulunabilmek
Örneğin;
kibirliysek
terbiye ederek,
alçak gönüllü olmaya çalışmak.
“müslüman ne hoş insandır.darda kalsa sabreder bollukta olsa şükreder.her
ikisi de müslüman için eşittir.” diyor peygamberimiz.
aklımızı kullanmamız, eşyayı okumaya çalışmamız, kalbimizle de varlığa kardeş
olmamız gerekiyor
KADER
kendi ellerimizin yaptıklarını çekeriz çoğu zaman
dışardan bir el bize müdahe etmez
mesela;
kader kavramı
“ölçü” demektir
“biz yağmuru bir kaderle;ölçü ile indirdik der”
Allah
Ölçüler koymuştur
İnsana, tabiata,eşyaya
işte bu ölçüleri okuyabilirsek; varlığı anlamlandırma imkanımız artacaktır
insanda fiziksel ölçüler olduğu gibi
psikolojik ölçüler de vardır
mesela nasıl su içmek
bir kanunsa insanın tabiatı için
ilgi görmek de bir fıtrat ölçüsüdür
bir bebek her zaman karnı aç olduğu için ağlamaz ilgi istediği pışpışlanmak
istediği için de ağlayabilir
ama biz bunu görmüyoruz
habire yediriyoruz kaşık sokuyoruz ağzına
sonra bozuk kişilikler yetişebiliyor
